dezenformasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dezenformasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24.06.2012

Atatürk, Din, Sansür ve Dezenformasyon

Amerikalı yazar Jack Huberman'ın Quotable Ateist adlı kitabı Ateist Aforizmalar başlığıyla Türkçe'ye çevrildi. Kitapta dünyanın dört bir tarafından aralarında filozof, bilim insanı, siyasetçi, sporcu, edebiyatçı, şair, müzisyen, aktör ve din adamının bulunduğu yüzlerce kişiden alıntılar sunuluyor. Bunlardan bazıları şöyle: Woody Allen, Aristo, Lance Armstrong, Björk, Buda, Bono, Charles Bukowski, Simon Bolivar, Noam Chomsky, Charlie Chaplin, Albert Camus, Fyodor Dostoyevski, Albert Einstein, Benjamin Franklin, Sigmund Freud, Galileo, Gandi, Stephen Hawking, Hipokrat, Thomas Jefferson, John Lennon, Leo Tolstoy, Picasso, Carl Sagan ve İsa Peygamber.

Bu yazıyı yazmamın amacı ise kitap tanıtımı yapmak değil, kitaptaki Türkiye'den tek katılımcı olan Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkçe çeviri sırasında sansüre uğramış olması. Ateist Aforizmalar'daki Mustafa Kemal alıntısı şöyle:
Egemenliğini sürdürmek için dine ihtiyaç duyanlar zayıftır. Bu tıpkı halkı bir tuzağa düşürmeye benzer. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, hakikatin prensiplerini ve ilmin öğretilerini benimseyecektir. Hurafeler tek tek yok edilmelidir. (Jack Huberman, Ateist Aforizmalar, s. 39)
Kitabın orijinalindeki bölüm ise şöyle:

Görüldüğü gibi kitabın orijinalindeki alıntının ilk cümlesi Türkçe çeviride bulunmuyor. Peki bu cümlede ne diyor? Bu alıntı Andrew Mango'nın Atatürk kitabından alınmış ve ilk cümlenin Türkçesi şöyle: "Benim bir dinim yok ve bazen bütün dinlerin denizin dibini boylamasını istiyorum." Mango'nun bu sözler için gösterdiği kaynak ise İngiliz gazeteci Grace Ellison'ın 1928 yılında yayımlanmış olan Turkey Today adlı kitabıdır. Grace Ellison, Mustafa Kemal'in bu sözleri kendisiyle olan bir diyalogunda sarf ettiğini söylüyor.

Atatürk bu sözleri söylemiş midir söylememiş midir kesin bir kanaate varmak zor. Fakat söylediğine dair çok net belgeler olan ve bu kitaba girebilecek birçok sözü varken sadece bunu almak çok daha yerinde olmamış diye düşünüyorum. Yine de yazarın hakkını yememek lazım. Atatürk'ün bu bahsettiğim sözleri halkımızdan  gizlenmeye çalışıldığı için bunlara erişim öyle kolay değil. Hal böyleyken Jack Huberman'ın bunların İngilizcelerini bulması neredeyse imkansız gibi bir şey. Aslında Türkçe kaynak olarak son yıllarda bir miktar gelişme olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin, Atatürk'ün 1931 yılında yazdığı ve 2011 yılında ortaya çıkan bir mektubu konu alan Atilla Oral'ın Atatürk'ün Sansürlenen Mektubu adlı kitabı (Halil Berktay, Taraf gazetesinde Atatürk'ün bu mektupta belirttiği görüşleriyle ilgili birkaç yazı yayımladı: 1, 2, 3, 4) ve Prof. Dr. Zafer Toprak'ın Darwin'den Dersime Cumhuriyet ve Antropoloji adlı kitabı.

Bu kitaplar Atatürk'ün toplumdan titizlikle gizlenmeye çalışılan bazı görüşlerinin gün yüzüne çıkarılması açısından çok önemli. Neden mi önemli? Çünkü eğitim sistemi insanların bazı gerçekleri öğrenmemesi için bilinçli olarak dezenformatif (bilinçli olarak yanıltıcı, yanlış bilgilendirici) nitelikte kurgulanıyor. Mesela şu habere bakın. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarına Atatürk ve Din diye bir ünite koyuluyor ve burada Atatürk'ün müslüman ve hatta dindar olduğu ballandıra ballandıra anlatılarak gençlerimiz resmen kandırılıyor. Atatürk'ün İslamiyet ve Muhammed ile ilgili sözleri başlığı altında da tahmin edebileceğiniz gibi sadece olumlu sözleri yer alıyor ve asıl belirleyici olan sözlerinden eser yok. Daha önceki bir yazıma da konu olan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitapları Türkiye'de endoktrinasyonun en önemli araçlarından biridir. Dezenformasyona dayalı bu endoktrinasyon döngüsünü kırmak için bu yanlış bilgileri göz önüne sermek ve doğrularını toplumla paylaşmak gerekiyor. İşte bu yüzden bu tip kitaplara, makalelere ve araştırmalara çok daha fazla ihtiyacımız var.

26.02.2012

Endoktrinasyon bizim işimiz!

Yanda gördüğünüz kitap üzerinde de belirtildiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış olup 5 yıl süreyle 9. sınıf öğrencilerine okutulacaktır. Bu kitap sadece Musevi ve Hristiyan vatandaşlara (Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutuldukları için) okutulmayacaktır. Siz kimliğinizde yazan İslam ibaresini sildirmiş olsanız ve din hanesi boş olsa bile bu derse girmeye mecbursunuz. Yani ateist, agnostik veya deist olsanız bile bu derse girmek zorundasınız. Devlet sizi ve/veya çocuğunuzu bu dersi almak zorunda tutuyor.


Ateistlere zorla okutulan bu kitapta ateizmle ilgili neler yazdığına bir bakalım:


1 numaralı kutu içine aldığım bölümde ateizmin ne olduğu ve ateistlerin nasıl düşündüğü, neyi savunduğu hakkında bilgi verilmeye çalışılmış. Evet bilgi verilmiş diyemiyorum, sadece çalışılmış ve gayet de başarısız olunmuş.

İlk olarak ateizm bir inanç biçimi değildir. Ateizm inanç yokluğunu ifade eder. Ateistler tanrının var olduğunu inanmazlar. Bu inanmama da körü körüne veya bilgisizce bir eylem değildir. Ateistler, tanrının var olduğuna inanmak için yeterli delil olmadığını düşündükleri için inanmazlar. Bu bir inanç biçimi değildir. Örnek vermek gerekirse Noel Baba'nın veya perilerin ve Van Gölü canavarının var olduğuna inanmamak bir inanç biçimi olarak değerlendirilebilir mi? Bu saydığım şeylerin var olduğunu gösteren yeterli delil var mıdır? Olmadığına göre bunların var olduğuna inanmamak en doğal tavır değil midir? Aynı mantıkla ateistlerin tavrı da tanrının var olduğunu gösteren yeterli delil olmadığı için tanrının var olduğuna inanmamaktır.

Tabii belli koşullar altında ateistler tanrının var olmadığı iddiasını da savunabilirler. Buna pozitif ateizm denir. Eğer tanrının özellikleri net ve teste açık bir şekilde ortaya koyulmuşsa böyle bir tanrının var olmadığı veya var olamayacağı görüşü savunulabilir. Bu konuyu fazla uzatmadan mantık'ın Pozitif Ateizm Nedir? başlıklı makalesini okumanızı önereceğim.

Çok kısa olarak bir noktaya daha değinip sonra ikinci bölüme geçeceğim. Ateistlerin, dinlerin ve dini değerlerin tamamına karşı oldukları belirtilmiş. Dinlerin doğru olduğunu kabul etmemekle beraber toplumlar için gerekli olduğu düşünen ateistler de vardır. Yani tüm ateistler dinlere karşıdır demek doğru değildir. Bu konuda standart bir görüş yoktur. Her bireyin görüşü farklı olabilir. Dini değerler konusuna gelelim. Çalmamak, öldürmemek, yalan söylememek, ihtiyacı olanlara yardımcı olmak vb. evrensel olarak kabul gören değerlere (aslına bakarsanız bunların gerçek anlamda dinle bir ilgisi yoktur) ateistlerin karşı olduğunu söylemek mümkün değildir. Eğer dini değerler ile kastedilen bu ve benzeri şeyler ise ateistlerin bunlara karşı olduğunu söylemek kesinlikle yanlıştır.

Gelelim 2 numaralı kutu içine aldığım ve asıl vahim olan kısıma. Tanrının varlığı konusunda şüpheye düşenlerin ruhsal bunalımlar yaşadıklarını, kendilerini boşta hissettiklerini ve böylece satanistlerin tuzaklarına düştükleri söyleniyor. "Vahye dayanmayan inanç biçimleri" derken aslında ateizmi kastettiğini anlamak güç değil. İlk bölümde ateizmin bir inanç biçimi olduğunu söyledikten sonra burada ateizmi hedef gösterdiği konusunda en ufak bir şüphe yok. Toplum içinde ateizmin argümanlarının savunulması, duyurulması insanların tanrının varlığına dair şüphelerini artıracağı için açık bir şekilde ateizmin, satanizmin yaygınlaşmasına neden olacağı söyleniyor. Satanizm ise 90'ların başında ergenler arasında moda olan ve günümüzde hiçbir gerçekliği ifade etmeyen şekliyle tarif edilmiş. Satanistlerin bir suç örgütü olduğu, hayvanlara ve insanlara işkence yaptığı iddia ediliyor.

Normalde belki de bunlara sadece gülüp geçmek gerekir. Ama maalesef durum o kadar basit değil. Burada ateizmin, tanrı inancını sarsarak insanların bunalıma sürüklenmesine ve böylece satanistlerin ağına düşmelerine neden olan ve bu nedenle de toplum için zararlı bir şey olduğu mesajı verilmek isteniyor. Asıl hedef satanizm veya satanistler değil. Asıl hedef ateizm ve ateistler. Satanizm sadece ateizmin ve dolayısıyla ateistlerin hedef gösterilmesi için bir araç olarak kullanılıyor.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bunları ailesi ve/veya kendisi ateist olan ve bunu da kimliğindeki İslam ibaresini sildirmiş kişilere bile zorla okutuyorsun. Kısaca endoktrinasyon bizim işimiz diyorsun!