12.03.2010
28.02.2010
Yararlı Mutasyonlar
Yararlı değişinimler (mutasyonlar)
Değişinimler (mutasyonlar), canlılardaki çeşitliliğin ana kaynağıdır. Bir gendeki değişinim, canlının bulunduğu ortamda yaşama ve çoğalma şansını artırıyorsa sonraki nesillerde daha çok canlıya geçerek o genin topluluktaki sayısını artırır. Bulunduğu canlının çoğalma şansını azaltan değişinimler ise daha az canlıya geçtikleri için ayıklanırlar. Yararlı değişinimlerin birikmesi, zararlı olanların ayıklanması sayesinde, bulundukları ortama daha iyi ayak uydurmuş canlılar gelişir. Değişinim denince akla önce zararlı etkiler gelse de birçok yararlı değişinim vardır ve oluşmaktadır. Bu yazıda önce bilim adamlarınca incelenmiş yararlı değişinim örneklerinden dördünü aktarıyor, ardından değişinimlerin moleküler temeli hakkında bilgi veriyorum.
Yazının devamı ->>
21.02.2010
Hukuk(!) Devleti
2007 seçimleri öncesi Erzurum'un Olur ilçesinde giden Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bir kahvehanenin önünden geçerken vatandaşlarla tokalaşmıştı. Akdağ, kahvehanedeki Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü öğrencisi Durmuş Şahin'e (24) de elini uzatmış, ancak Şahin, "Ben iktidar olup da vatana hizmeti dokunmayanın elini sıkmam" diyerek bakanın elini sıkmamıştı.
TOKALAŞMADIĞIM İÇİN BENİ TUTUKLATTI
Bakan Akdağ’ın şikayeti üzerine gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Şahin, 5 gün hapis yattıktan sonra avukatlarının itirazı üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmıştı. Hakkında 'kamu görevlisine hakaret' suçundan 3 aydan 2 yıla kadar hapis istemi ile Olur Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açılan Şahin, karar duruşmasında, "Kahvede otururken Sağlık Bakanı seçim gezisi için vatandaşlarla tokalaştığını gördüm. Bu sırada benimle de tokalaşmak istedi. Ben de Bakan beyle tokalaşmak istemedim. Tokalaşmak zorunda da değildim. Tokalaşmadığım için beni tutuklattı" dedi.
Mahkeme heyeti, Durmuş Şahin'i 'kamu görevlisine alenen hakaret' suçundan TCK'nın 125'inci maddesi kapsamında 'Onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikteki' eyleminden dolayı 2 ay hapis cezasına çarptırdı. Durmuş’un hapis cezası para cezasına çevrilerek 1720 TL para cezası ödemeye mahkum edildi.
MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
22.01.2010
Kaç fırın ekmek yemek lazım?
Kimse kusura bakmasın ama Özer'in, Alex'in sol taşağı olabilmesi için 2-3 yıl içinde 5 fırın ekmek tüketmesi gerekir.
20.01.2010
Zıçtırmayın lan aaaacanıza!
18.01.2010
Haiti depreminin sırrı çözüldü!
17.01.2010
"mençıstır" değil "mençestır"
Kelimenin doğru telafuzunu bulmak aslında çok da zor değil. Kelimenin içideki "chester" bölümünün "çıstır" değil de "çestır" olarak telafuz edimesi gerektiğini bulmak aslında hiç de zor değil. Baş tarafı zaten belli olduğuna göre ortaya doğal olarak "mençestır" çıkıyor.
4.01.2010
İnsan insana yapmaz!
Tarih: 06.11.2007
Kupa: UEFA Champions League (Futbolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: Liverpool FC - Beşiktaş JK
Olay: Liverpool, Beşiktaş'ı 8-0 yeniyor.
Tarih: 28.10.2009
Kupa: Eurloleague Women (Bayan basketbolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: Ros Casares Valencia - TTT Riga
Olay: Maçın sonucu 118-38
Tarih: 17.12.2009
Kupa: Cev İndesit Champions League Women (Bayan voleybolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: RC Cannes - Volley Bergamo
Olay: Son seti Cannes 25-7 kazanıyor.
Kuran'daki mucize iddiaları üzerine
‘Din’in son yıllarda kârlı bir kazanç kapısı haline gelmesi yayın ve internet dünyasında birçok ‘mucize keşifçisi’ yarattı ve keşfedilen bu mucizeler inanç dünyasının belirleyicisi olmaya başladı.Halkın inançlarını basit ve sahtekârca sömürmeyi amaç edinen bu mucize kaşifleri, tüm yaşamsal riskleri raiting uğruna göze almaktan çekinmeyen medya aracılığıyla toplumda saygın yerler edinmekte gecikmedi. “Tüm bilimsel keşiflerin -bir biçimde- dinin temel kaynaklarında çağlar öncesinden haber verildiği” iddiasını taşıyan bu mucizeler, direkt ve dolaylı birçok farklı sonuca yol açmakta, insanlığın ortak kazanımlarından olan seküler ve rasyonel bakış açısı karşısında ideolojik bir duruşun kitlesel zeminini sağlamlaştırmakta…
Bu gelişme -aynı zamanda- “halkın inancından egemenin dinine dönüşen İslam’ı” geniş yığınları yönetmenin en elverişli araçlarından birisi haline getirmekte…
“Geçmiş müfessirlerin yorumlarına gidilir, buralardan bir ipucu elde edilmezse son çare olarak Arap dilinin sentaks ve etimolojisine başvurulur. Arapça’nın esnekliği ve bir zamanlar bir medeniyetin taşıyıcısı olması bu yorumlardaki her bir sözcüğe farklı anlamlar yükleme imkânı vermektedir. Yorumcu, dilin bu özelliklerini istismar ederek daha önce kafasına koyduğu anlamı bir şekilde buluverir. Bu yeni anlamın özde nassların esas vermek istediği mesajla bir ilgisi olmayabilir. Ancak böyle bir anlama da işaret ettiği, yorumcu tarafından, kutsal kitabın ilahi yapısının bir kanıtı biçiminde takdim edilir. Bu yaklaşım günümüze kadar birçok İslam düşünürü tarafından benimsenmiştir. Bazen bunlara ‘reformcu’ lakabı verilir. İran’da Abdulkerim Suruş ile Türkiye’de Yaşar Nuri Öztürk bu ekolün halihazırdaki temsilcileridir.”
Prof. Dr. Yasin Ceylan’ın “İslam Ve Diğer Herşey” makalesindeki tespitlere katılmamak mümkün değil. Ne var ki Adnan Oktar, Ömer Çelakıl ve Edip Yüksel gibi kâşiflere her geçen gün yeni isimler eklenmekte..
Peki gerçekte kutsal kitaplar mucizeler içerir mi ya da iddia edilen mucizelerin gerçeklikle ne kadar ilgisi var?
Bizler Turan Dursun Sitesi olarak mucize iddialarını aklın-bilimin ışığında mercek altına almaya çalışacağız. Yöntem olarak ikili bakış açısı yeğleyeceğiz: Birincisi mucize iddialarının dayanağı olan konuların İslami bakışla eleştirilmesi (ki bunun amacı Arapça’nın tercüme yoluyla çarpıtılmasına ve istenilen anlamların yüklenmesine dikkat çekmek olacaktır), ikinci yaklaşımımız ise mucize iddialarının tarihsel bir perspektifle bilim ışığında incelenmesidir.
Öncelikle mucize iddialarının ‘etkileyici’ olanlarını mercek altına alacağız. Vaktimiz ve imkânlarımız elverdiğince yeni mucizelere de yer vererek gerçekleri gün ışığına çıkarmayı düşünüyoruz. Bu anlamda da okuyucularımızın aktif katılımını ve eleştirilerini bekliyor olacağız.
Yaratılış Atlası'nın evrimi
Harun Yahya evrimi reddedebilir ama kendi kitabının evrim geçirmekte olduğu bir gerçek! Atlasın yeni kopyalarında gerçek canlı fotoğrafı diye sunulan plastik yem fotoğrafları kaldırılmış.
Yazının devamı ->>
27.12.2009
Yalandan kim ölmüş #1
14.12.2009
Hexakosioihexekontahexaphobia
28.11.2009
Tatmin olamıyorum!
30.10.2009
Allah senden razı olsun Harun amca :)
Ateizme varan içsel yolculuğumda beni hiç yalnız bırakmayan Harun Yahya’ya kocaman bir teşekkür borçluyum. Onun katkıları olmaksızın bunu asla başaramazdım!
26.10.2009
Mirgün Cabas, Ahmet Altan'ı tokatlarken...
23.10.2009 - NTV ve gazetecilik / Ahmet Altan23.10.2009 - Ahmet Altan'a açık mektup / Mirgün Cabas
24.10.2009 - NTV’ye özür, orduya hesap / Ahmet Altan
25.10.2009
Pisagor Teoremi ve İspatları
Bu siteden, Pisagor Teoreminin 88 farklı ispatına ulaşabilirsiniz. Eğer bunlar yeterli gelmezse burdan edinebileceğiniz Pythagorean Proposition adlı kitapta, bu teoremin 367 farklı ispatını bulabilirsiniz.Not: Kitabı okuyabilmek için burdan DjVu okuyucu programını indirmeniz gerekmektedir.
Darwin Yanılıyor mu?
20.10.2009
Osmanlı tokadı
Kuran’daki bilimsel mucizeler – İki denizin karışmaması
Nedense tekrar tekrar karşıma gelen bir mucizeyi yazma vakti geldi de geçti bile.
Kuran’daki Rahman ve Furkan surelerinde iki denizin birbirine “kavuştuğu” ama “karışmadığı”na dair bir olay, Tanrı’nın gücünün delili olarak gösterilir. Söz konusu ayetleri bir kaç değişik meal ile aktaralım:
...
Yani elimizdeki bilgiler nedir?
- Birinin suyu tatlı, diğeri tuzlu iki adet su gövdesi var. Tatlı olan içilebilir bir su (susuzluğu giderici ve ferahlatıcı tanımı yapılıyor)
- Bu iki su birbiriyle karşılaşıyor ama aralarındaki bir perde yüzünden karışmıyorlar.
- Bu iki suda da mercan ve inciler bulunmaktadır.
Bu bilgilere ek olarak, bazı mucizeci sitelerde “yüzey gerilimi yüzünden iki su kütlesinin karışmadıkları” veya bunu fark eden Jacques Cousteau’nun İslam’ı kabul ettiği gibi güzel detaylar verilir. Hatta bunu Cebelitarık boğazındaki Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’in sularının karışmadığını farkettikten sonra yaptığı söylenir.
Şimdi burada iki senaryo muhtemel. Rahman suresinde bahsi geçen iki deniz, gerçekten de iki deniz ve Furkan suresinde birinin tatlı olduğunu belirttiğine göre bir tatlı su kütlesi ( suyu içilebilir göl, nehir gibi) ve bir tuzlu su kütlesi (deniz) olmak üzere iki ayrı durumdan söz ediliyor ve ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. İkinci senaryo ise Rahman suresinde bahsi geçen olay Furkan suresindekiyle aynı, ama tatlı-tuzlu ayrımı yapılmamış.
İddiayı sağlam bir şekilde incelemiş olmak için ilk senaryoyu yani Rahman ve Furkan surelerinde ayrı olayların anlatıldığını kabul ederek devam edeceğim. Zaten bu haliyle ikinci senaryoyu da kapsamış olacak.
