20.01.2010

Zıçtırmayın lan aaaacanıza!

Bırakın ne bok yiyorsa rahat rahat yesin. Her rahatsız kişiliğin peşinden koşmak zorunda mısınız lan maynak herifler?

18.01.2010

Haiti depreminin sırrı çözüldü!

Nuh Gönültaş adlı zeka kübü olayı çözmüş. Herşey Voodoo yüzünden olmuş aslında. Haiti'de kendi çapında büyücülük oynayan yarı akıllı tiplere çok kızan Allah, Haiti'yi bir güzel sallamaya karar vermiş. Her şeyi bilen her şeye gücü yeten Allah'ın böyle dahiyane bir çözüm bulmuş olması çok normal bir şey. Olay budur işte. Bazı dingiller de böyle olayları görüp hala Allah'a inanmıyorlar ya pes doğrusu.

17.01.2010

"mençıstır" değil "mençestır"

"Manchester" kelimesi Türklerin çok büyük bir bölümü tarafından "mençıstır" şeklinde okunuyor. Hatta bu kelimeyi "mançester" şeklinde telafuz eden Ali Şen dışında başka kimseden farklı bir telafuz duymadığımı da rahatlıkla söyleyebilirim. Elbette farklı telafuz edenler olabilir ama ben hiç rastlamadım.

Kelimenin doğru telafuzunu bulmak aslında çok da zor değil. Kelimenin içideki "chester" bölümünün "çıstır" değil de "çestır" olarak telafuz edimesi gerektiğini bulmak aslında hiç de zor değil. Baş tarafı zaten belli olduğuna göre ortaya doğal olarak "mençestır" çıkıyor.

4.01.2010

İnsan insana yapmaz!

Tarih: 06.11.2007
Kupa: UEFA Champions League (Futbolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: Liverpool FC - Beşiktaş JK
Olay: Liverpool, Beşiktaş'ı 8-0 yeniyor.
Tarih: 28.10.2009
Kupa: Eurloleague Women (Bayan basketbolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: Ros Casares Valencia - TTT Riga
Olay: Maçın sonucu 118-38
Tarih: 17.12.2009
Kupa: Cev İndesit Champions League Women (Bayan voleybolda Avrupa'nın 1 numaralı kupası)
Takımlar: RC Cannes - Volley Bergamo
Olay: Son seti Cannes 25-7 kazanıyor.

Kuran'daki mucize iddiaları üzerine

Mucize iddialarının incelendiği yeni bir site kuruldu: MucizeYalanları.com. Sitenin amacı şöyle açıklanıyor:
‘Din’in son yıllarda kârlı bir kazanç kapısı haline gelmesi yayın ve internet dünyasında birçok ‘mucize keşifçisi’ yarattı ve keşfedilen bu mucizeler inanç dünyasının belirleyicisi olmaya başladı.

Halkın inançlarını basit ve sahtekârca sömürmeyi amaç edinen bu mucize kaşifleri, tüm yaşamsal riskleri raiting uğruna göze almaktan çekinmeyen medya aracılığıyla toplumda saygın yerler edinmekte gecikmedi. “Tüm bilimsel keşiflerin -bir biçimde- dinin temel kaynaklarında çağlar öncesinden haber verildiği” iddiasını taşıyan bu mucizeler, direkt ve dolaylı birçok farklı sonuca yol açmakta, insanlığın ortak kazanımlarından olan seküler ve rasyonel bakış açısı karşısında ideolojik bir duruşun kitlesel zeminini sağlamlaştırmakta…

Bu gelişme -aynı zamanda- “halkın inancından egemenin dinine dönüşen İslam’ı” geniş yığınları yönetmenin en elverişli araçlarından birisi haline getirmekte…

Geçmiş müfessirlerin yorumlarına gidilir, buralardan bir ipucu elde edilmezse son çare olarak Arap dilinin sentaks ve etimolojisine başvurulur. Arapça’nın esnekliği ve bir zamanlar bir medeniyetin taşıyıcısı olması bu yorumlardaki her bir sözcüğe farklı anlamlar yükleme imkânı vermektedir. Yorumcu, dilin bu özelliklerini istismar ederek daha önce kafasına koyduğu anlamı bir şekilde buluverir. Bu yeni anlamın özde nassların esas vermek istediği mesajla bir ilgisi olmayabilir. Ancak böyle bir anlama da işaret ettiği, yorumcu tarafından, kutsal kitabın ilahi yapısının bir kanıtı biçiminde takdim edilir. Bu yaklaşım günümüze kadar birçok İslam düşünürü tarafından benimsenmiştir. Bazen bunlara ‘reformcu’ lakabı verilir. İran’da Abdulkerim Suruş ile Türkiye’de Yaşar Nuri Öztürk bu ekolün halihazırdaki temsilcileridir.

Prof. Dr. Yasin Ceylan’ın “İslam Ve Diğer Herşey” makalesindeki tespitlere katılmamak mümkün değil. Ne var ki Adnan Oktar, Ömer Çelakıl ve Edip Yüksel gibi kâşiflere her geçen gün yeni isimler eklenmekte..

Peki gerçekte kutsal kitaplar mucizeler içerir mi ya da iddia edilen mucizelerin gerçeklikle ne kadar ilgisi var?

Bizler Turan Dursun Sitesi olarak mucize iddialarını aklın-bilimin ışığında mercek altına almaya çalışacağız. Yöntem olarak ikili bakış açısı yeğleyeceğiz: Birincisi mucize iddialarının dayanağı olan konuların İslami bakışla eleştirilmesi (ki bunun amacı Arapça’nın tercüme yoluyla çarpıtılmasına ve istenilen anlamların yüklenmesine dikkat çekmek olacaktır), ikinci yaklaşımımız ise mucize iddialarının tarihsel bir perspektifle bilim ışığında incelenmesidir.

Öncelikle mucize iddialarının ‘etkileyici’ olanlarını mercek altına alacağız. Vaktimiz ve imkânlarımız elverdiğince yeni mucizelere de yer vererek gerçekleri gün ışığına çıkarmayı düşünüyoruz. Bu anlamda da okuyucularımızın aktif katılımını ve eleştirilerini bekliyor olacağız.

Yaratılış Atlası'nın evrimi

Agnostik.org'dan:
Harun Yahya evrimi reddedebilir ama kendi kitabının evrim geçirmekte olduğu bir gerçek! Atlasın yeni kopyalarında gerçek canlı fotoğrafı diye sunulan plastik yem fotoğrafları kaldırılmış.

Yazının devamı ->>

27.12.2009

Yalandan kim ölmüş #1

Galatasaray Spor Kulübü 2. Başkanı Prof. Mehmet Helvacı buyurmuşlar: "[...] Galatasaray eşsizdir ve benzersizdir. Çünkü hiçbir spor kulübü yoktur ki kökü eğitim kurumuna dayanıyor olsun. Çünkü hiçbir spor kulübü yoktur ki başarıları Galatasaray kadar büyük olsun. Çünkü hiçbir spor kulübü yoktur ki enleri ve ilkleri tek başına yapmış olsun. Çünkü hiçbir spor kulübü yoktur ki kendi, ülkesi kuruluşunda mayası olsun. Çünkü hiçbir spor kulübü yoktur ki Türkiye'nin, Türk insanının gururu olsun. [...]"

14.12.2009

Hexakosioihexekontahexaphobia

İngilizce'de 666 korkusuna hexakosioihexekontahexaphobia, 666'dan korkanlara da hexakosioihexekontahexaphobiac deniliyormuş. Vah vah...

28.11.2009

Tatmin olamıyorum!

Fenerbahçe-Kasımpaşa maçını izlerken futbolcu, yönetici ve teknik kadrodakilere bildiğim bütün küfürleri baştan sona birkaç kere sıraladım ama bir türlü tatmin olamadım. Küfür literatürüm bu rezillik karşısında yetersiz kaldı. Kendimi bu konuda geliştirmem gerekiyor sanırım. Her türlü tavsiyeye açığım.

30.10.2009

Allah senden razı olsun Harun amca :)

Ateizme varan içsel yolculuğumda beni hiç yalnız bırakmayan Harun Yahya’ya kocaman bir teşekkür borçluyum. Onun katkıları olmaksızın bunu asla başaramazdım!
Bu sözler kime mi ait? Münzevi Solucan'a. Buyrun burdan yazının tamamını okuyun...

26.10.2009

Sarhoşluğun kitabını yazan adam

Gülmekten yarılma garatilidir. Mutlaka izleyin...

Mirgün Cabas, Ahmet Altan'ı tokatlarken...

23.10.2009 - NTV ve gazetecilik / Ahmet Altan
23.10.2009 - Ahmet Altan'a açık mektup / Mirgün Cabas
24.10.2009 - NTV’ye özür, orduya hesap / Ahmet Altan

25.10.2009

Pisagor Teoremi ve İspatları

Bu siteden, Pisagor Teoreminin 88 farklı ispatına ulaşabilirsiniz. Eğer bunlar yeterli gelmezse burdan edinebileceğiniz Pythagorean Proposition adlı kitapta, bu teoremin 367 farklı ispatını bulabilirsiniz.

Not: Kitabı okuyabilmek için burdan DjVu okuyucu programını indirmeniz gerekmektedir.

Darwin Yanılıyor mu?

National Geographic kanalında Türkçe olarak yayımlanmış Evrim: Darwin Yanılıyor mu? (Evolution: was Darwin Wrong) adlı belgeseli burdan izleyebilirsiniz...

20.10.2009

Osmanlı tokadı

Şüpheci Melek'ten gayet yerinde bir araştırma ve inceleme yazısı. Mucize fetişistlerinde Osmanlı tokadı etkisi yaratacak türden bir analiz ve değerlendirme:

Kuran’daki bilimsel mucizeler – İki denizin karışmaması

Nedense tekrar tekrar karşıma gelen bir mucizeyi yazma vakti geldi de geçti bile.

Kuran’daki Rahman ve Furkan surelerinde iki denizin birbirine “kavuştuğu” ama “karışmadığı”na dair bir olay, Tanrı’nın gücünün delili olarak gösterilir. Söz konusu ayetleri bir kaç değişik meal ile aktaralım:

...

Yani elimizdeki bilgiler nedir?

  • Birinin suyu tatlı, diğeri tuzlu iki adet su gövdesi var. Tatlı olan içilebilir bir su (susuzluğu giderici ve ferahlatıcı tanımı yapılıyor)
  • Bu iki su birbiriyle karşılaşıyor ama aralarındaki bir perde yüzünden karışmıyorlar.
  • Bu iki suda da mercan ve inciler bulunmaktadır.

Bu bilgilere ek olarak, bazı mucizeci sitelerde “yüzey gerilimi yüzünden iki su kütlesinin karışmadıkları” veya bunu fark eden Jacques Cousteau’nun İslam’ı kabul ettiği gibi güzel detaylar verilir. Hatta bunu Cebelitarık boğazındaki Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’in sularının karışmadığını farkettikten sonra yaptığı söylenir.

Şimdi burada iki senaryo muhtemel. Rahman suresinde bahsi geçen iki deniz, gerçekten de iki deniz ve Furkan suresinde birinin tatlı olduğunu belirttiğine göre bir tatlı su kütlesi ( suyu içilebilir göl, nehir gibi) ve bir tuzlu su kütlesi (deniz) olmak üzere iki ayrı durumdan söz ediliyor ve ayrı ayrı incelenmesi gerekiyor. İkinci senaryo ise Rahman suresinde bahsi geçen olay Furkan suresindekiyle aynı, ama tatlı-tuzlu ayrımı yapılmamış.

İddiayı sağlam bir şekilde incelemiş olmak için ilk senaryoyu yani Rahman ve Furkan surelerinde ayrı olayların anlatıldığını kabul ederek devam edeceğim. Zaten bu haliyle ikinci senaryoyu da kapsamış olacak.

Yazının devamı ->>

Kafa ..ken kuş

11.10.2009

Alınganlık

Sevan Nişanyan isyanlarda:
Şimdi diyorlar ki memlekete özgürlük geldi. Doksan seneden beri tabu olan şeylerden bile artık serbestçe bahsedebilirsin.

Ama bir de ne görelim? Bu sefer başka şeyler sansüre tabi olmuş. Orduya, devlete, Yüce Manitu’ya istediğini söyle serbest, ama iş İlkçağ Arap mitolojisini sorgulamaya geldi mi orada dur diyorlar.

Neymiş? Allah diye biri varmış, canı sıkıldıkça kitap yazarmış ama artık yazmamaya karar vermiş, pırpır kanatlı ulaklarla birtakım hazretlere mesaj iletirmiş, o hazretlere dil uzatan maazallah çarpılırmış. Bu hikâyelere istemesen inanma diyorlar, tamam, ama inanmadığını açık açık söylemen caiz değildir. Nedenmiş? Müslümanlar alınırmış!

Doğanın boşluk kabul etmemesi gibi, bu toprakların havası mıdır, suyu mudur, özgürlük kabul etmiyor herhalde.
Adamlar alınırken de sana mı soracaklar arkadaşım? Adamların yapısı böyle. Alınganlar işte. Onlar alınıyorsa sen de ayağını ona göre denk alıp alınmamaları için elinden geleni yapacaksın. İşine geliyorsa. Yoksa kötü olur. Aman ayağını denk al. Bakarsın bir gün kim vurduya gitmişsin. Burası Türkiye Sevancım. Burda işler böyle yürüyor.

8.10.2009

Yok artık!


Videoyu Şüpheci Melek'te gördüm ve Rezzan ablaya neremle güleceğimi şaşırdım. Neymiş efendim, astroloji tu kaka değilmiş, Amerika'da üniversitelerde kürsüsü varmış. Yani Rezzan abla utamadan sıkılmadan, astrolojinin genel kabul gören bir bilim dalı olduğunu ima etmeye çalışıyor. Yapma be Rezzan abla. Yeme bizi. Üç beş cahil adamı bu zırvaya inandırsan ne olur? Ne geçecek eline?

Burda daha da tehlikeli birşey var aslında. Umarım bu deli saçmasına kendin inanmıyorsundur. Astrolojinin gerçekten bilimsel bir değeri olduğunu sanıyorsan asıl vahim olan odur.

Nerdeyse unutuyordum. ABD'de hangi üniversitede astroloji kürsüsü varmış? Bilen varsa beri gelsin.

4.10.2009

Antony Flew’un Tanrısı

Şüpheci Melek, Antony Flew'un tanrı anlayışı ve görüşleri üzerine güzel bir çalışma ortaya koymuş:

Madem sık sık “Ateistin pişmanlık dolu itirafı” şeklinde karşımıza çıkacak, o halde bir şeyler yazalım.

Antony Flew, İngiliz felsefe profesörü, 20. yy’ın en önemli Ateistlerinden birisi – idi, ta ki bir kaç sene önce Ateizm’den Deizm’e kaydığını ilan edene kadar.

Kısaca özetlemek gerekirse ;

Antony Flew bilimin DNA’yı ve canlılığın ilk ortaya çıkışını asla ikna edici bir şekilde açıklayamayadığını düşündüğü için bunların arkasında bir ilahi gücün olması gerektiğini düşünüyor. Defalarca ve kesin olarak söylediği bir diğer şey de, bu ilahi gücün İslam’ın ya da Hrıstiyanlığın ya da herhangi bir vahiy’in Tanrı’sı olmadığı. Ölümden sonra yaşam, melekler vs gibi şeylerin de var olduğuna inanmıyor.

Yazının devamı ->>

Konuyla ilgilenenlerin okumasını öneririm.

1.10.2009

Why not?


Şampiyonlar Ligi tarihinde, başında olduğu iki farklı takımla, grupları 0 puanla tamamlamayı başaran ilk teknik direktör olma başarısını gösterebilir mi acaba? Neden olmasın? Kendisinde bu azim, cesaret ve kararlılığı görüyorum. Her maç Rüştü'yü kalede oynatmaya devam ederek bu yolda gerek şartı sağlamış oluyor. Yeter şartları da araştırıp bulacağı konusunda kendisine olan güvenim sonsuz. Yolun açık olsun ey Denizli.