22.08.2009

Mr. Çok Bilmiş vs. Evrim

Yiğit Bulut, evrime inananlara inanamıyormuş:
Sevgili dostlar, iki gün önce “kızım neden evlenmiyor” başlıklı yazıda “hayatta tesadüf olamayacağını” daha doğrusu “tesadüflerin” matematiksel olarak “nasıl imkansız” olduğunu “bir genç kızın” 40 milyon kişide “aradığını” bulma ihtimali üzerinden tartışmış ve “matematik olarak” imkansız görünenlerin, nasıl olabildiği noktasında konuyu bırakmıştım.
Tesadüfler matematiksel olarak imkansız mıymış? Bunu da matematiksel olarak göstermiş. Hem de genç bir kızın aradığı erkeği bulma ihtimali üzerinden göstermiş. E bravo sana Yiğitcim. Büyük adamsın.
Bugün “aynı olasılık” hesaplarını “evrensel yasalara, doğaya, maddenin ve hücrenin yapısı” gibi konulara uygulamak istiyorum. Daha doğrusu iki kişinin, “minimum ortak aranan şartlarda” akıl-bilinç-istek-duygularını kullanarak dahi “birlikte olmalarının” matematiksel olarak ne kadar “zor” olduğundan yola çıkarak; “milyarlarca hücrenin mükemmel bir şekilde biraraya gelişini” tartışmak istiyorum. Kimilerine göre bu “bir zekanın bilinçli biraraya getirmesi”, kimilerine göre “random-raslantısal” bir “gelişme” yani “evrim”
Bak sen. Genç kızın aradığı erkeği bulma ihtimalini hesaplarken kullandığı o muhteşem yöntemleri "evrensel yasalara, doğaya, maddenin ve hücrenin yapısı" gibi konularda da kullanacakmış. Helal be sana Yiğit. Saldır be koçum. Kim tutar seni.
Yiğitcim, bir şeye aklım takıldı. Evrimin, raslantısal bir gelişme olarak tanımlandığını ilk defa senden duydum. Aslında bakarsan evrim, ne gelişmedir ne de raslantısal bir süreçtir. Evrimin bir yönü vardır ve bu yönü doğal seçilim belirler. Yani evrim raslatısal değildir, doğal seçilimin işaret ettiği yöne gider. Evrim, gelişim de değildir. Yeri geldiğinde gerileme de olabilir. Evrim daima ilerlemeyi ifade etmez, gerilemeyi de ifade edebilir. Yine bu da doğal seçilimin yönlendirmesiyle ilgili bir şeydir. İlerleme mitiyle ilgili olarak Stephen Jay Gould'un Yaşamın Tüm Çeşitliliği : İlerleme Mitosu kitabını okuyabilirsin. Evrimin bir gelişme olduğuyla ilgili yanılgından kurtulman için faydalı olabilir.
Dostlarım, canlı hücre yapısını bırakın bir kenara “sadece bir atom” alalım, yanlış anlamayın “atomu da” örneklemede kullanmayacağım. Sadece içine bakalım ve “raslantı sonucu milyon yıllar sonucu oluştu” denilen “elektron” yapısını inceleyelim... Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları! Olsa ne olur? Felaket olur! Madde olmaz! Biz olmayız!
Elektronlar, raslantı sonucu milyon yıllar sonucu mu oluşmuş? Bunu ilk defa senden duyuyorum Yiğitcim. Büyük patlamadan 1 saniye sonra fotonların birbirleriyle etkileşimi ile elektron-pozitron çiftlerinin oluşumu başlamıştır. Oluşan elektron-pozitron çiftleri birbirlerini yok ediyorlardı. Büyük patlamanın 15 saniye sonrasında ise elektronlar kalıcı olarak evrendeki varlıklarına kavuştular. Yani ortada milyonlarca yılda raslatı sonucu oluşan elektronlar yok. Büyük patlamadan saniyeler sonra fizik kanunları gereği zorunlu olarak oluşmuştur elektronlar. Elektronların oluşumuyla ilgili böyle garip fikirlere nasıl kapıldın anlamak zor.Tabi bir de elektronların atomda kazaya yol açması gibi garip bir kavram geliştirmişsin. Nasıl bir kaza bekliyordun Yiğit?
AMA... Felaket sınırında “dolaşan” matematiksel olarak “olması ihtimali” yüksek olan böyle bir kaza asla gerçekleşmez ! Matematiksel olarak “mümkündür” ama olmaz! Tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder. Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km. gibi akıl almaz bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar! Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı farklı yörüngelerde bulunmaları, son derece şaşırtıcıdır! Şimdi düşünün; atomdan, hücreden, atomların, hücrelerin “birleşmesinden” vazgeçtim, elektronlar “dahi” mükemmel bir “uyum içindedir” ve bu uyum “varoluştan” bugüne devam eder!
Olasılık uzmanı Yiğitcim, zahmet olmazsa şu "olması ihtimali" yüksek dediğim kazanın olması ihtimaliyle ilgili bir analiz yapar mısın? Bu kazanın "olması ihtimali"nin neden yüksek olduğunu veya ne kadar yüksek olduğunu açıklayabilir misin? Tabi bunun üzerine bir de olması ihtimali yüksek bir olayın nasıl olup da hiçbir zaman gerçekleşmediğini mantıklı bir şekilde açıklayabilir misin? Hiçbir zaman olmayan birşeyin nasıl olup da yüksek bir ihtimale sahip olabileceğine dair açıklamanı (burada yüksek ihtimal derken olasılığının 0.5'den büyük olduğunu kastettiğini varsayıyorum) dört gözle bekliyorum.

Elektronların birbirleriyle çarpışması için tek bir neden gösterebilir misin Yiğit? Çekirdeğin etrafında dönen elektronları, bir yıldızın etrafında dönen gezegenler gibi mi görüyorsun acaba? Atom altında klasik fiziğin yerini kuantum fiziğinin aldığını biliyorsundur diye tahmin ediyorum. Umarım yanılmıyorumdur. Elektronların birbirleriyle çarpışmasının neden yüksek bir olasılığa sahip olduğunu kuantum fiziğine dayandıracağını umuyorum. Ama bir dakika. Korkarım senin kuantumun k'siyle ilgin yok Yiğit. Elektronların farklı yörüngelerde olmaları şaşırtıcıdır falan demişsin. Neden şaşırdın Yiğit? Bu kadar şaşırtıcı olan ne? Aynı mantıkla maddelerin birbirini çekmesi, aynı yüklerin biribirini itip farklı yüklerin çekmesi de şaşırtıcı olacaktır. Bu kadar şaşkın olmaya gerek yok Yiğit. Nedenine kafanın basmadığı her şey için şaşkın tavuklar gibi "vay anasını" demekle bir yere varılmaz. Senin hayretler içinde kalman, olayın ardında gizli bir gücün hokus pokuslarla herşeyi planladığına yönelik görüşü de hiçbir şekilde güçlendirmez.
Bu noktada başka bir örnek verelim. Yine hücreden, evrimden vazgeçtim. Yerde duran bir tahta parçası var. Üstünde bir tezgah var, usta matkapla “çalışıyor”! Şimdi soralım; matkabın çalışır halde yere düşüp “tahtayı” delme ihtimali ne? İstatistikler her ay o atölyede 3 kaza olduğunu ve yaklaşık her 10 çalışma gününde 1 “rastgele” delik açıldığını gösteriyor. Şimdi bir soru daha soralım; aynı deliğin yanına bir “menteşe” çakılması ihtimali ne? Yine istatistikler o atölyede son 3 yıl içinde sadece bir yani 1.000 günde 1 kez aynı yerde duran artık bir parçaya düşen bir “menteşenin” üstünden geçilmesi sonrası “son derece bozuk” bir şekilde takıldığını gösteriyor. Bu iki verinin anlamı; bir delik ve yanına bir menteşe takılması ihtimali 10 binde 1! Lütfen dikkat daha “pencere” falan yapmadık! Tahtayı kesmedik, deliklerini delmedik, menteşe takmadık!
Hönk. Yiğitcim iyi misin? Neden bahsediyorsun sen? Durup dururken neden saçmalama ihtiyacı hissettin? Kafan biraz karışık galiba. Bir kere neden evrimden vazgeçiyorsun? "Evrime inananlara inanamıyorum" gibi iddialı bir laf ediyorsun ama evrimle ilgili tek bir eleştiride bulunamıyorsun. Ama doğru, evrimin raslantısal bir gelişme olduğunu sanacak kadar evrimden bihaber olduğun için bu konuda söyleyecek pek birşey bulamıyor olman da gayet doğal aslında.
Sevgili dostlar, bu “gerçekler” ve bu “veriler” eşliğinde bir daha soralım; bir tahtanın bir “pencere” olma ihtimalinin “olmadığı” bir gerçek düzeyinde, tek hücrenin “bir zekanın müdahalesi” olmadan bugün gördüğümüz “mükemmel bizi” ortaya çıkarma ihtimali sizce kaç? Yorulmayın ben söyleyeyim; matematiksel olarak böyle bir “ihtimal” yok! Bu gerçeğe “dünyanın oluşumu”, “yer çekimi” gibi kanunların da oluşumunu ekleyin! Tekrar ediyorum; böyle bir “ihtimal” matematiksel olarak “ifade edilemez”! Biraz “matematik” bilen, evrim gibi bir “saçmalığa” asla inanamaz! Bana kendi başına “oluşan tek bir pencere” gösterin, ben de inanacağım!

Sonuç: Yukarıda anlattığım çok “basit” veriler ışığında soruyorum; “sizce evrim” sonucu “bu hale gelmemiz” mümkün mü!
Hangi gerçekler ve veriler Yiğitcim? "Bu zırvalar ve hezeyanlar eşliğinde..." desen daha isabetli olurdu. Tahtanın pencere olma ihtimaliymiş. Bunu söyleyen ilkokul mezunu cahil cühelanın teki olsa tamam da senin gibi iyi eğitim almış birisinin böyle buram buram zeka fakirliği kokan benzetmelerle evrime saldırması çok üzücü. Cehalet böyle birşey işte Yiğitcim. Çok akıllıyım, ben herşeyi anlarım sanırsın ama bilgi sahibi olmadığın için zırvaladığının ve gülünç bir duruma düştüğünün farkına bile varmazsın.

3 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Sizi tebrik ediyorum. Bu konularda daha fazla yazmanızı diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Bu kadar cehalet ancak tahsille olur zaten.
    Bu yazının kaleme alınmış olması bizim için Orta Çağ'ın bitip, İlk Çağ'ın başladığını müjdeliyor.

    YanıtlaSil